Nasrettin Hoca

Nasreddin Hoca’nın kim olduğu, ne zaman ve nerede yaşadığı konusunda farklı görüşler vardır. En çok kabul edilen görüşe göre, Nasreddin Hoca 1208 ya da 1209’da Sivrihisar’ın Hortu köyünde doğmuş; XIII. yüzyılın sonunda Akşehir’de ölmüştür. Türbesi Konya’nın Akşehir ilçesindedir.
Babası Abdullah Efendi adında bir imamdır. Nasreddin Hoca ilk eğitimini babasından almıştır. Daha sonra Sivrihisar ve Konya medreselerinde eğitim görmüştür. Eğitimini tamamladıktan sonra babasının yerine köyünde imamlık yapmıştır. Nasreddin Hoca, imamlıktan başka kadı yardımcılığı ve medrese hocalığı da yapmıştır. Bu yüzden kendisine “Nasreddin Hoca” denmektedir. Nasreddin Hoca’nın Seyyid Muhammed Hayranî adlı bir bilginden tasavvuf ilmini öğrendiği de bilinmektedir.
Nasreddin Hoca’nın hayatıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisinden dolayı rivayetlerle karışmıştır. Bu rivayetlere göre, Nasreddin Hoca Selçuklu sultanlarıyla tanışmış, Mevlânâ ile arkadaş olmuş ve Timur Han ile karşılaşmıştır. Aslında Nasreddin Hoca ile Timur Han farklı yüzyıllarda yaşamış ve elbette birbirlerini hiç görmemişlerdir. Nasreddin Hoca fıkralarında geçen Timur karakteri de o dönemdeki zalim yöneticileri simgelemektedir.
Nasreddin Hoca, insanları doğru yola götürmeye ve onları kötülüklerden uzaklaştırmaya çalışan bir kişidir. Nasreddin Hoca bunu yaparken mizahtan yararlanır ve insanları kırmaz. O, insanlara doğru yolu şakacı üslubuyla anlatır. Nasreddin Hoca fıkraları kısa ve açıktır. Fıkralar insanları sadece güldürmez, aynı zamanda düşündürür, yani fıkraların sonunda mutlaka bir ders vardır. Nasreddin Hoca’nın fıkralarında Anadolu halkının yaşam biçimini, mizah anlayışını, alay etme, övme ve yerme tarzlarını görmek mümkündür.
Nasreddin Hoca, fıkralarında genellikle yalancı, cimri ve ikiyüzlü kişileri; zalim yöneticileri, katı kurallar koyan din adamlarını ve adaletsiz kadıları eleştirir. Nasreddin Hoca bu kişileri eleştirirken onlar hakkında kötü söz kullanmaz; onları alaya alarak gülünç duruma düşürür. Nasreddin Hoca’nın fıkraları ince ve pratik bir zekânın ürünüdür. Nasreddin Hoca, fıkralarında halkın sorunlarına pratik ve kolay çözümler bulur.
Nasreddin Hoca’nın fıkraları didaktiktir ve fıkralarında genellikle toplumsal bir eleştiri söz konusudur. Nasreddin Hoca fıkralarında geçen olaylar, soyut değil; somut, yaşanmış ya da yaşanma ihtimali olan olaylardır. Nasreddin Hoca fıkraları konu çeşitliliği bakımından zengindir. Nasreddin Hoca fıkralarında hayatın her alanıyla ilgili konuları görmek mümkündür.
Hoca, genellikle fıkralarında toplumun aksayan yönlerini ortaya koymuştur. Bir başa ifadeyle, Nasreddin Hoca halkın duygularına tercüman olmuştur. Halkın onun fıkralarını sevmesinin bir nedeni de budur.
Nasreddin Hoca fıkraları Balkanlar’dan Orta Asya’ya ve Orta Doğu’ya kadar pek çok ülkede anlatılır. Bu fıkralardaki isimler farklı olsa da anlatılan konular ve verilen mesajlar birbirine benzer. Her zaman haksızlıkların karşısında olan Nasreddin Hoca’nın fıkralarında tüm insanlığa hoşgörü, barış, iyimserlik, yardımseverlik, sevgi mesajları vardır.
1959 yılından beri her yıl 5-10 Temmuz tarihleri arasında Akşehir’de “Nasreddin Hoca Şenlikleri” düzenlenir. Bu şenlikler sırasında dünyanın pek çok ülkesinden bilim, sanat ve edebiyat alanından çok sayıda insan Akşehir’e gelir. Nasreddin Hoca Şenliklerinde fotoğraf, resim, müzik, dans, edebiyat, karikatür, film, tiyatro gibi alanlarda etkinlikler düzenlenir.
UNESCO, 1996 yılını “Dünya Nasreddin Hoca Yılı” olarak ilan etmiştir.